TR
← Tüm hikâyeler

Karlar Kraliçesi çocuğunuzun kahraman olduğu kişiye özel kitap

Bir donmuş kalp, bir cesur dost, bir sıcak gözyaşı

Sihirli bir cam kıymığı Kai'nin kalbini buza çevirip Karlar Kraliçesi onu alıp götürünce, kahramanımız onu bulmak için tek başına yola çıkar. Büyülü bahçelerden, bir saraydan, bir haydut şatosundan ve karlı kuzeyden yeni dostların yardımıyla geçer. Sonunda tek bir sıcak gözyaşı ikisine de baharı geri getirir.

Masalın tamamını oku ↓

Renk paleti: icy glacier blue, soft snow white and warm rose red

Örnek sayfalar

Bu masalın örnek resimleri. Sizin kitabınız, bu hikâyenin renkleriyle ve çocuğunuz kahraman olacak şekilde resimlenir.

Karlar Kraliçesi'nin beyaz kızağının ardında sürüklenen Kai
Karlar Kraliçesi'nin beyaz kızağının ardında sürüklenen Kai
Kuzey ışıkları altında ren geyiğiyle yolculuk
Kuzey ışıkları altında ren geyiğiyle yolculuk
Buz sarayında donmuş bir kalbi eriten sıcak gözyaşı
Buz sarayında donmuş bir kalbi eriten sıcak gözyaşı

Karlar Kraliçesi: masalın tamamı

Büyük ve eski bir şehrin damlarının altında, dar bir aralığın iki yakasında karşı karşıya bakan iki çatı katı odası varmış. Bu odalarda iki çocuk yaşarmış. Biri Gerda adında bir kız, öteki de Kai adında bir oğlanmış. Aileleri küçük pencerelerin önüne tahta saksılar koymuşlar; saksılarda bezelyeler, yeşillikler ve her birine bir tane olmak üzere iki gül fidanı yetişirmiş. Yazın güller öyle boy atarmış ki ortada birleşip yeşil bir kemer oluştururlarmış. Gerda ile Kai de pencereden dışarı süzülüp bu kemerin altında, kardeş gibi yan yana otururlarmış.

Kışın pencereler buz tutarmış. Çocuklar bakır paraları sobada ısıtıp cama bastırır, böylece camda yuvarlak gözetleme delikleri açarlarmış. Kai'nin büyükannesi de sallanan sandalyesinde onlara masallar anlatırmış. Bir akşam, “Şu kar tanelerinin nasıl kaynaştığına bakın,” demiş. “Onlar beyaz arılardır, onların da bir kraliçesi vardır. Karlar Kraliçesi, kar tanelerinin en sık olduğu yerde uçar. Kış gecelerinde pencerelerden içeri bakar, camlar da buzdan çiçeklerle kaplanır.”

Çok uzaklarda bir zamanlar yaramaz bir trol sihirli bir ayna yapmış. Bu ayna iyi ve güzel olan her şeyi küçük ve çirkin, kötü olan her şeyi de kocaman gösterirmiş. Bir gün ayna trolün elinden kayıp düşmüş ve dünyanın dört bir yanına savrulan milyonlarca parlak kıymığa bölünmüş. Pırıl pırıl bir yaz günü, Gerda ile Kai güllerin arasında otururken Kai birden bağırmış: “Ay! Gözüme bir şey kaçtı!”

Bu, trolün aynasından minicik bir kıymıkmış. Gerda bakmış bakmış, ama hiçbir şey görememiş. Oysa o andan sonra Kai bambaşka biri olmuş. Güllere kaşlarını çatmış. “Şunun içinde kurt var,” demiş, “şu da yamuk. Saçma sapan güller bunlar.” Büyükannenin masallarına gülmüş, Gerda'yı gözleri yaşla dolana kadar kızdırmış. Kıymık gidip tam kalbine saplanmış, kalbi de buz gibi soğumaya başlamış.

Kış gelince Kai kızağını alıp şehrin büyük meydanına gitmiş. Orada en cesur çocuklar kızaklarını köylülerin arabalarına bağlayıp biraz gezerlermiş. Kai oradayken meydana büyük, beyaz bir kızak süzülerek girmiş; kızağı süren de beyaz kürklere sarınmış biriymiş. Kai kendi küçük kızağını ona bağlamış ve kızak gitgide hızlanarak şehrin kapısından çıkıp savrulan karın içine dalmış. Sonra sürücü başını çevirmiş. Tepeden tırnağa bembeyaz parlayan, uzun boylu bir hanımmış bu. Karlar Kraliçesi'ymiş. “Üşüyor musun?” diye sormuş ve Kai'yi alnından bir kez öpmüş. Ondan sonra Kai hiç soğuk hissetmemiş; Gerda'yı da, büyükannesini de, evini de unutmuş.

Herkes Kai'nin bir daha dönmeyeceğini söylemiş, ama Gerda buna inanmamış. Bahar gelince yeni kırmızı ayakkabılarını giymiş ve nehre inmiş. “Arkadaşım Kai'yi sen mi aldın?” diye sormuş. “Onu geri getirirsen kırmızı ayakkabılarımı sana veririm.” Ayakkabılarını suya atmış, daha uzağa atabilmek için küçük bir kayığa binmiş; kayık da iskeleden çözülüp akıntıyla aşağı doğru sürüklenmiş.

Sonunda kayık kiraz ağaçlarıyla, çiçeklerle dolu bir bahçeye varmış. Orada geniş şapkalı, iyi kalpli yaşlı bir kadın yaşarmış. Kadın Gerda'nın saçlarını altın bir tarakla taramış; tarağın her geçişinde Gerda, Kai'yi biraz daha unutmuş. Yaşlı kadının kötü bir niyeti yokmuş; yalnızca ona arkadaşlık edecek küçük bir kız istiyormuş. Bu yüzden bütün gülleri toprağın altına gömmüş. Ama kendi şapkasının üstündeki boyalı gülü unutmuş. Gerda onu görünce her şeyi bir anda hatırlamış. “Kai!” diye bağırmış. “Burada çok fazla kaldım!” Ve bahçe kapısından dışarı koşmuş.

Sonbahar gelmiş. Yolda Gerda'nın yanına bir karga sekerek gelmiş. “Gak! Gak! Sanırım arkadaşını gördüm,” demiş. “Akıllı bir oğlan bizim prensesimizle evlendi.” Karga gece vakti Gerda'yı bir saraya götürüp arka merdivenlerden içeri sokmuş. Ama orada uyuyan genç adam Kai değilmiş. Gerda ağlamaya başlamış; iyi kalpli prens ile prenses de onun bütün hikâyesini dinlemişler. Sabah olunca ona sıcak botlar, kürk bir manşon ve yolculuğunu sürdürsün diye altın bir araba vermişler.

Karanlık bir ormanda haydutlar parlak arabanın önünü kesmiş. Haydutların şatosundan vahşi, küçük bir haydut kız fırlamış. “Bu benim arkadaşım olacak!” demiş, kimse de ona itiraz etmeye cesaret edememiş. O gece çatı kirişlerindeki tahtalı güvercinler guruldamış: “Kai'yi gördük. Karlar Kraliçesi'nin kızağında oturuyordu, kuzeye, Laponya'ya uçuyordu.” Köşede bağlı duran yaşlı bir ren geyiği de, “Laponya benim yurdumdur,” demiş. “Yolu bilirim.” Haydut kız uzun uzun Gerda'ya bakmış. Sonra ren geyiğinin ipini kesmiş. “Hadi bakalım,” demiş sert bir sesle. “Onu Karlar Kraliçesi'nin sarayına götür. Ve ona iyi bak.”

Ren geyiği uçsuz bucaksız karların üzerinden kuzeye koşmuş; gökyüzünde kuzey ışıkları kırmızı ve yeşil titreşiyormuş. Önce küçük bir kulübede durmuşlar; orada yaşlı bir Laponyalı kadın kurutulmuş bir balığın üstüne bir mesaj yazmış. Sonra bilge Finli kadının sıcacık küçük evine varmışlar. “Gerda'ya on iki adamın gücünü verebilir misin?” diye sormuş ren geyiği. Finli kadın gülümsemiş. “Benim ona verebileceğim hiçbir güce ihtiyacı yok,” demiş. “Onun iyi kalbi, dünyadaki en büyük güçtür.”

Böylece ren geyiği Gerda'yı Karlar Kraliçesi'nin bahçesinin kıyısına kadar taşımış, Gerda da yoluna tek başına devam etmiş. Saray savrulan kardan yapılmış, pencereleri ve kapıları keskin rüzgârlardanmış. Salonları uçsuz bucaksız, bomboş ve buz gibiymiş. Tam ortada binlerce parçaya çatlamış donmuş bir göl varmış. Kai de orada oturuyormuş; soğuktan morarmış, düz buz parçalarını oraya buraya itip bir kelime yazmaya çalışıyormuş. Karlar Kraliçesi ona, “SONSUZLUK kelimesini yazabilirsen kendi kendinin efendisi olursun, ben de sana bütün dünyayı ve yepyeni bir çift paten veririm,” demiş. Ama Kai bir türlü yazamıyormuş.

“Kai! Sevgili Kai!” diye bağırmış Gerda. Kai kıpırdamamış bile. Bunun üzerine Gerda ağlamaya başlamış; sıcak gözyaşları Kai'nin göğsüne düşmüş ve tâ kalbine kadar işlemiş. Buz parçasını eritmiş, cam kıymığını da yıkayıp götürmüş. Kai ona bakmış ve o da gözyaşlarına boğulmuş; trolün aynasının son zerresi de gözünden akıp gitmiş. “Gerda!” diye bağırmış. “Neredeydin? Peki ben neredeydim?” Etrafına bakınmış. “Ne kadar soğuk! Ne kadar kocaman ve bomboş!” Buz parçaları öyle sevinmişler ki dans etmeye başlamışlar; yeniden yere uzandıklarında da Karlar Kraliçesi'nin istediği o kelimeyi oluşturmuşlar.

Gerda ile Kai el ele saraydan çıkmışlar. Ren geyiği onları güneye taşımak için bekliyormuş. Nereye gitseler kar eriyor, ilk yeşil yapraklar filizleniyormuş. Finli kadının ve Laponyalı kadının yanından geçmişler; haydut kız da güzel bir atın sırtında gelip onlara el sallayarak veda etmiş.

Sonunda evlerine varmışlar. Eski merdivenleri çıkıp büyükannenin odasına girmişler. Her şey eskisi gibiymiş, bir tek şey dışında: Kendileri biraz büyümüşler. Saksılarda güller açmış, büyükanne güneşin altında oturmuş kitap okuyormuş. Mevsim yazmış; sıcacık, güzel mi güzel bir yaz.

Aileniz için roller

Bu kişileri kitaba eklerseniz kendi yüzleriyle bu rolleri oynarlar. Eklediğiniz diğer herkes hikâyeye kendisi olarak, kahramanın yanında katılır.

Bu kitabı oluştur

Blogumuzdan

Dil

🇬🇧 EN · English🇩🇪 DE · Deutsch🇫🇷 FR · Français🇪🇸 ES · Español🇮🇹 IT · Italiano🇳🇱 NL · Nederlands🇸🇪 SV · Svenska🇩🇰 DA · Dansk🇳🇴 NB · Norsk bokmål🇹🇷 TR · Türkçe

Hesap oluşturAna sayfaHikâyelerNasıl çalışırSSSHakkımızdaGizlilik politikasıBize ulaşın