Aziz Nikolaos ve Gizli Hediyeler çocuğunuzun kahraman olduğu kişiye özel kitap
Ay ışığında sokaklar, bir kese altın, bir sır
Zeytin ağaçlarıyla çevrili Myra kentinde kahramanımız, iyi kalpli Piskopos Nikolaos'un gizli yardımcısı olur. Geceler boyu ay ışığındaki sokaklardan geçip yoksul bir aileye altın bırakırlar ve kahramanımız en güzel hediyelerin sessizce verilenler olduğunu öğrenir.
Renk paleti: moonlit indigo, warm lamplight gold and silvery olive green
Örnek sayfalar
Bu masalın örnek resimleri. Sizin kitabınız, bu hikâyenin renkleriyle ve çocuğunuz kahraman olacak şekilde resimlenir.



Aziz Nikolaos ve Gizli Hediyeler: masalın tamamı
Çok, çok eskiden, Akdeniz'in güneşli kıyısında Myra adında bir kent varmış. Kent, Likya topraklarında, zeytin ağaçlarının ve eski taş evlerin arasında kuruluymuş; balıkçı kayıklarının mavi suda tatlı tatlı sallandığı, hareketli, küçük bir limanı varmış. Bu kentin bugünkü adı Demre'dir, Antalya'da, Türkiye'nin güney kıyısındadır. İşte Myra'da Theo adında bir oğlan yaşarmış.
Theo her sabah kayıkların dönüşünü seyretmek için limana koşarmış. Limanda da sık sık Myra'nın piskoposunu görürmüş. Bu, kır sakallı, iyi kalpli bir adammış ve adı Nikolaos'muş. Nikolaos durmadan bir şeyler dağıtırmış. Açlara ekmek, üşüyenlere pelerin, yoksullara para verirmiş, ama kimsenin ona teşekkür etmesini istemezmiş.
Bir sabah Nikolaos büyük bir sepetten somun dağıtıyormuş. Sepet boşalınca Theo'ya bakıp gülümsemiş. “Gözlerin keskin, ayakların çevik,” demiş. “Sır tutmayı bilen bir yardımcıya ihtiyacım var. O yardımcı olmak ister misin?”
Theo başını öyle hızlı sallamış ki kıvırcık saçları zıp zıp zıplamış. “Ben sır tutmayı bilirim,” demiş. “Söz veriyorum.”
O öğleden sonra dar sokaklarda yürürlerken küçük bir taş evin önünden geçmişler. Theo açık pencereden içeri bakınca bir babayla üç kızının boş bir masanın başında oturduğunu görmüş. Kimse konuşmuyormuş. Baba başını ellerinin arasına almış.
“Neleri var?” diye fısıldamış Theo.
“Babaları elindeki her şeyi kaybetmiş,” demiş Nikolaos alçak sesle. “Kızlarına hayata güzel bir başlangıç yapmaları için verecek parası yok. Kızlar da hiç mutlu bir gelecekleri olmayacak diye korkuyorlar.”
“Onlara biraz para veremez misiniz?” diye sormuş Theo.
Nikolaos başını iki yana sallamış. “Onurlu bir adam komşularının gözü önünde hediye almaktan hoşlanmaz,” demiş. “Hem bir hediyenin en güzeli, kimin verdiği bilinmeyenidir. O yüzden bunu gizlice yapacağız.”
O akşam piskoposun evinde, küçük bir kandilin ışığında Nikolaos ile Theo tahta bir masaya oturmuşlar ve küçük deri keseleri pırıl pırıl altın sikkelerle doldurmuşlar. Sonra keselerin ağzını iple sıkıca bağlamışlar.
Gece geç vakit, Myra'da herkes uykudayken evden sessizce çıkmışlar. Feneri Theo taşıyormuş, Nikolaos da bir keseyi pelerininin altına saklamış. Ay ışığı beyaz duvarların ve gümüş renkli zeytin yapraklarının üstüne vuruyor, ayak sesleri taşların üstünde yumuşacık çıkıyormuş. Yoksul ailenin evine vardıklarında, serin gece havası girsin diye pencerenin açık bırakıldığını görmüşler.
“Şimdi,” diye fısıldamış Nikolaos. “At onu, Theo. Yavaşça!”
Theo kolunu sallamış ve küçük keseyi pencereden içeri atmış. Kese içerideki yere hafif bir şıngırtıyla düşmüş. Sonra o ve Nikolaos, kimse görmeden aceleyle gölgelerin arasına karışmışlar.
Sabah olunca Theo dayanamamış. Gizlice geri dönmüş ve pencerenin kenarından içeri bakmış. En büyük kız yerde keseyi bulmuş, altın sikkeler avuçlarında ışıl ışıl parlıyormuş. “Baba! Baba, bak!” diye bağırmış. Bütün aile başına toplanmış; şaşkınlıkla soluk soluğa kalmışlar, gülmüşler, birbirlerine sarılmışlar. “Kim böyle bir iyilik yapmış olabilir?” diye sormuş baba. Ama kimse bilmiyormuş.
Birkaç gece sonra Nikolaos ile Theo ikinci bir kese altınla yine yola çıkmışlar. Bu kez meraklı bir kedi bir duvarın üstüne oturmuş, kocaman sarı gözleriyle onları seyrediyormuş. Onlar da duvarın arkasına çömelip kedi sıkılıp patilerini sessizce basarak uzaklaşana kadar beklemişler. Sonra Theo ikinci keseyi de pencereden içeri atmış ve yine görünmeden kaçıp gitmişler.
Ama baba, gizli dostunun kim olduğunu öğrenmeye kararlıymış. Üçüncü gece kepenkleri sımsıkı kapatmış ve gözlemek için kapının yanında uyumadan beklemiş.
Nikolaos ile Theo geldiklerinde pencerenin kapalı olduğunu görmüşler. “Şimdi ne yapacağız?” diye fısıldamış Theo.
Nikolaos başını kaldırıp dama bakmış ve gülümsemiş. “Her zaman başka bir yol vardır,” demiş. Basamaklardan sessizce düz dama tırmanmışlar ve Nikolaos üçüncü keseyi bacadan aşağı bırakmış.
Aşağıda, ocağın başında kızlar çoraplarını kurusun diye asmışlarmış. Kese bacadan yuvarlanarak inmiş, ağzı açılmış ve altın sikkeler ateşin ışığında şıngır şıngır, pırıl pırıl çorapların içine dökülmüş.
Baba sesi duyunca dışarı koşmuş. Basamakların dibinde piskoposla oğlanı bulmuş. “Nikolaos!” diye bağırmış. “Demek başından beri sendin!” Diz çöküp ona teşekkür etmek istemiş, ama Nikolaos yalnızca parmağını dudaklarına götürmüş.
“Lütfen,” demiş şefkatle. “Kimseye söyleme. Bana değil, Tanrı'ya şükret.”
Babanın yanaklarından mutluluk gözyaşları süzülüyormuş. Başını sallamış ve sırrı saklayacağına söz vermiş.
Nikolaos ile Theo yıldızların altında, kentin aşağısında ışıldayan denize bakarak eve dönerlerken Theo, “Ben de kimseye söylemeyeceğim,” demiş. “Hiç ama hiç.” Sır da içinde küçük bir ateş gibi sıcacık yanıyormuş.
Çok geçmeden üç kız yeni, aydınlık hayatlarına başlarken bütün kent avluda müzikle, çiçeklerle kutlama yapmış. Theo kalabalığın kenarında durup gülümsemiş, çünkü kimsenin bilmediği bir şeyi o biliyormuş.
Ama böyle sırların bir gün bir yerden parlayıp ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. Yıllar sonra insanlar altınları kimin bıraktığını öğrenmişler ve Nikolaos'u bunun için çok sevmişler. Öldükten sonra ona Aziz Nikolaos demişler ve hikâyesini bütün dünyada anlatmışlar. Kimi ülkelerde adı Sinterklaas olmuş, kimilerinde Santa Claus, bizde de Noel Baba. Bugün bile onun yortusundan önceki gece ya da Noel arifesinde çocuklar çoraplarını ocağın başına asar; bir zamanlar Myralı Nikolaos'un yaptığı gibi, iyi kalpli birinin gizlice gelip onları dolduracağını umarlar.
Aileniz için roller
Bu kişileri kitaba eklerseniz kendi yüzleriyle bu rolleri oynarlar. Eklediğiniz diğer herkes hikâyeye kendisi olarak, kahramanın yanında katılır.
- Piskopos Nikolaos — uygun: Dede, Baba, Amca/Dayı, Başka biri
- Yoksul Baba — uygun: Baba, Amca/Dayı, Dede, Başka biri