TR
← Tüm hikâyeler

Diş Perisi çocuğunuzun kahraman olduğu kişiye özel kitap

Sallanan bir diş, bir fener ve bulutlarda bir şato

Kahramanımızın ilk sallanan dişi bütün gün sallanır ve sonunda kendiliğinden çıkar. O gece minicik, sevimli bir Diş Perisi pencereden süzülür ve minicik küçülttüğü kahramanımızı bulutların arasındaki ışıl ışıl diş şatosuna götürür.

Masalın tamamını oku ↓

Renk paleti: moonlit lavender, pearl white and starlight gold

Örnek sayfalar

Bu masalın örnek resimleri. Sizin kitabınız, bu hikâyenin renkleriyle ve çocuğunuz kahraman olacak şekilde resimlenir.

İlk sallanan diş ve çıtır kırmızı bir elma
İlk sallanan diş ve çıtır kırmızı bir elma
Ay ışıklı pencerede fenerli minicik bir peri
Ay ışıklı pencerede fenerli minicik bir peri
Bulutların arasında ışıldayan dişten bir şato
Bulutların arasında ışıldayan dişten bir şato

Örnek kitaplar

Diş Perisi: masalın tamamı

Sıradan bir sabahmış. Can kahvaltı masasında oturmuş, kâsesindeki sütlü yulaf ezmesini yiyormuş. Kocaman bir kaşık almış ve birden tuhaf bir şey hissetmiş. Ön dişlerinden biri sallanıyormuş!

Dilinin ucuyla dişi usulca itmiş. İleri geri. İleri geri. Diş yine sallanmış.

“Anne!” demiş Can kıkırdayarak. “Dişim kımıldıyor!”

Annesi masanın öbür ucundan bakmış ve gözlerinin içi gülerek gülümsemiş. “İlk sallanan dişin,” demiş. “Demek kocaman oldun. Belki yakında Diş Perisi seni ziyarete gelir.”

“Diş Perisi mi?” Can kahvaltısını büsbütün unutmuş.

“O, çocukların süt dişlerini toplar,” demiş annesi. “Bir diş düşünce yastığın altına konur, Diş Perisi de gece gelip onu alır.”

Can bütün gün dişini rahat bırakamamış. Ayakkabılarını giyerken sallamış. Bloklarla oynarken sallamış. Öğleden sonra güneş parlarken bahçedeki salıncakta sallanmış; yükseldikçe yükselmiş, ayak parmakları neredeyse yeşil yapraklara değecekmiş. Salıncak her öne gidişinde diş de sallanıyormuş. Can öyle yüksek sesle gülmüş ki çitin üstündeki serçeler havalanmış.

İkindi vakti annesi ona bir elma vermiş. Kıpkırmızı, pırıl pırıl, yaz kokan kocaman bir elma. Can ağzını sonuna kadar açmış ve kocaman bir ısırık almış.

Kıtır!

Elma çıtır çıtırmış, sulu suluymuş. Diş de hiç olmadığı kadar sallanmış. Neredeyse incecik bir şeyle tutunuyormuş. Can önce elmaya, sonra annesine bakmış. Gözleri kocaman, yusyuvarlak olmuş.

Akşam, dişlerini fırçalamak için banyoya gitmiş. Aynaya bakıp dişine parmağıyla usulca dokunmuş. Ve hop! Diş kendiliğinden düşüvermiş. Hiç ama hiç acımamış. Sadece biraz gıdıklamış.

Can dişi ışığa doğru tutmuş. Minicikmiş, inci gibi bembeyazmış. Aynada kendi gülümsemesini görmüş; tam ortasında küçük bir boşluk varmış. Gülmekten kendini alamamış.

“Anne! Baba! Düştü!”

Annesi büzgülü, küçük bir bez kese bulmuş. Babası da bir not yazmasına yardım etmiş. Can kâğıda gülen bir diş çizmiş, altına da kendi adını kendisi yazmış. Sonra notu güzelce katlamış.

Yatma vakti gelince Can yatağına tırmanmış, yastığının bir köşesini kaldırmış ve dişin olduğu keseyi, katlanmış notun hemen yanına yerleştirmiş. Yastığı düzeltip üstüne hafifçe vurmuş.

“İyi geceler, diş,” diye fısıldamış. Sonra uykuya dalmış.

Gece yarısı uyanmış. Odada küçük bir ışık varmış. Pencere aralıkmış, içeri ay ışığı vuruyormuş. Pencerenin önünde de bir peri havada süzülüyormuş. Bir çay bardağından büyük değilmiş. Kanatları sabun köpüğü gibi ışıl ışıl parlıyormuş. Elinde de yumuşak, altın renkli ışık saçan minicik bir fener tutuyormuş.

Can yatağında doğrulmuş. Nefes almaya bile korkuyormuş.

“Sen Diş Perisi misin?” diye fısıldamış.

“Evet, benim,” demiş peri gülümseyerek. “Sen de ilk dişini kaybeden Can'sın. Notun için teşekkür ederim. Uzun zamandır gördüğüm en güzel resimdi. Dişinin nereye gideceğini görmek ister misin?”

Can başını sallamış.

Peri fenerini sallamış ve fenerden ışıltılı bir toz dökülmüş. Toz, Can'ın üstüne parlayan kar taneleri gibi yağmış. Burnunu da ayak parmaklarını da gıdıklamış. Derken Can küçülmeye başlamış. Önce bir oyuncak bebek kadar olmuş, sonra daha da küçülmüş. Pijaması da onunla birlikte küçülüyormuş. Sonunda yastığın üstünde duruyormuş ve yastık kocaman bir yatak gibi görünüyormuş. Yorgan da bir dağ gibi.

“Elimi tut,” demiş peri.

Ve uçmuşlar. Pencereden dışarı, bahçenin ve salıncağın üstünden, bütün ışıkları sönmüş, uyuyan evlerin üstünden. Çevrelerinde yıldızlar parıldıyormuş. Can bir başparmaktan büyük değilmiş ama hiç korkmuyormuş, çünkü perinin feneri hemen yanında ışıldıyormuş.

Yukarıda, gecenin yumuşacık bulutları arasında bir şato varmış. Öyle parlıyormuş ki insanın gözünü alıyormuş. Duvarları, inci gibi dizilmiş binlerce, binlerce minik beyaz dişten yapılmış.

Kapıda önlüklü, küçük, gri bir fare duruyormuş. İki patisini birden sallamış.

“Hoş geldin, hoş geldin!” diye ciyaklamış fare. “Buyur içeri. Seni bekliyorduk.”

Şatonun içi cıvıl cıvılmış. Minik periler ellerinde yumuşak bezlerle uçuşuyor, dişleri parlayana kadar siliyormuş. Bir diş iyice parladığında tavandaki bir delikten süzülüp gökyüzüne yükseliyor ve bir yıldıza dönüşüyormuş. Bazı periler de ayın üstüne oturmuş, onu parlatıp pırıl pırıl, yusyuvarlak yapıyormuş.

“Yardım etmek ister misin?” diye sormuş perilerden biri ve Can'a bir bez uzatmış.

Can çok istemiş. Silmiş de silmiş; dişi öyle parlamış ki kendini içinde görebilmiş.

Sonra Diş Perisi onu bir duvarın önüne götürmüş. Duvarda tam onun dişinin sığacağı kadar küçük, boş bir yuva varmış. Yuvanın üstünde ışıltılı minik harflerle “Can” yazıyormuş.

“Bu yeri senin için ayırdık,” demiş peri.

Can dişini dikkatle yuvasına yerleştirmiş. Tam oturmuş. O anda diş de ötekilerle birlikte parlamaya başlamış ve bütün duvar eskisinden biraz daha fazla ışıldamış.

“Şimdi eve dönüp uyuma vakti,” demiş peri. “Birazdan sabah olacak.”

Gecenin içinden geri uçmuşlar, pencereden içeri girip yastığın üstüne konmuşlar. Işıltılı toz gitgide sönmüş, Can da büyümüş, büyümüş, sonunda kendi boyuna dönmüş. Sıcacık, yumuşacık yorganın altına kıvrılmış. Peri saçını okşamış ve Can uyuyakalmış.

Güneş doğunca Can gözlerini açmış ve her şeyi birden hatırlamış. Yastığını kaldırmış. Dişin olduğu kese gitmiş. Onun yerinde parlak bir madeni para ve pırıl pırıl, minicik bir not duruyormuş. Notta şöyle yazıyormuş: “Teşekkürler Can. Dişin artık şatomda parlıyor.”

Can koşarak banyoya gitmiş ve aynaya gülümsemiş. Küçük boşluğun içinde, yeni bir dişin şimdiden ucunu gösterdiğini görmüş. Diş fırçasını almış ve yeni dişini büyük bir dikkatle, çok ama çok gururla fırçalamış.

Aileniz için roller

Bu kişileri kitaba eklerseniz kendi yüzleriyle bu rolleri oynarlar. Eklediğiniz diğer herkes hikâyeye kendisi olarak, kahramanın yanında katılır.

Bu kitabı oluştur

Blogumuzdan

Dil

🇬🇧 EN · English🇩🇪 DE · Deutsch🇫🇷 FR · Français🇪🇸 ES · Español🇮🇹 IT · Italiano🇳🇱 NL · Nederlands🇸🇪 SV · Svenska🇩🇰 DA · Dansk🇳🇴 NB · Norsk bokmål🇹🇷 TR · Türkçe

Hesap oluşturAna sayfaHikâyelerÖzel günlerYılbaşı kitaplarıNasıl çalışırSSSBlogHakkımızdaGizlilik politikasıBize ulaşın