Zencefilli Kurabiye Adam çocuğunuzun kahraman olduğu kişiye özel kitap
Koş, koş, koşabildiğin kadar hızlı, eve kadar
Noel arifesinde kahramanımız bir zencefilli kurabiye adam pişirir; kurabiye adam fırından fırlayıp kimsenin onu yakalayamayacağını söyleyerek kaçar. Kahramanımız yaşlı kadının, yaşlı adamın, ineğin, atın ve çiftçilerin önünden geçerek onu nehre kadar kovalar; orada kurnaz bir tilki beklemektedir. Kahramanımız tam zamanında yetişir ve kaçak kurabiye, en güzel yerin ev olduğunu öğrenir.
Renk paleti: warm gingerbread brown, holly berry red and snowy cream
Örnek sayfalar
Bu masalın örnek resimleri. Sizin kitabınız, bu hikâyenin renkleriyle ve çocuğunuz kahraman olacak şekilde resimlenir.



Zencefilli Kurabiye Adam: masalın tamamı
Bir varmış bir yokmuş, karlı bir Noel arifesinde, köyün kıyısındaki küçük bir evde Molly adında bir kız yaşarmış. Molly o akşam çok özel bir şey pişirmeye karar vermiş. Önlüğünü bağlamış, unlanmış masanın üstünde kocaman bir parça baharatlı zencefilli hamuru açmış ve dikkatle küçük bir adam şekli kesmiş. Ona kuru üzümden iki göz, kırmızı kiraz kabuğundan gülümseyen bir ağız ve göğsüne de beyaz şekerlemeden üç düğme yapmış. Sonra onu sıcacık fırına sürmüş.
“İşte,” demiş Molly fırının kapağını kapatırken. “Sen dünyanın en güzel zencefilli kurabiye adamı olacaksın.”
Az sonra bütün ev zencefil ve tarçın kokmaya başlamış. Molly fırının önüne oturmuş, camdan içeriyi seyrederek sabırla beklemiş. Molly kurabiyenin piştiğini düşününce fırının kapağını açmış ve içeriden Zencefilli Kurabiye Adam fırlayıvermiş! Yere konmuş, küçük bir sıçrayış yapmış ve doğruca kapıya koşmuş.
“Dur!” diye bağırmış Molly. “Geri gel!”
Ama Kurabiye Adam yalnızca gülmüş. Kapıdan çıkmış, karlı patikadan aşağı koşmaya başlamış ve şarkı söylemiş:
“Koş, koş, var gücünle koş! Kurabiye Adam'ı yakalamak boş!”
Molly peşinden koşmuş. Patikada Noel alışverişinden dönen yaşlı bir kadınla yaşlı bir adam varmış. “Aman, bir kurabiye adam!” demiş yaşlı kadın. “Dur bakalım, ufaklık!” demiş yaşlı adam bastonunu sallayarak. Onlar da onun peşine düşmüş.
Ama Kurabiye Adam gitgide daha hızlı koşmuş ve şarkısını söylemiş:
“Koş, koş, var gücünle koş! Kurabiye Adam'ı yakalamak boş!”
Kırağı tutmuş bir çayırın yanından geçmiş; orada kocaman kahverengi bir inek saman yiyormuş. “Möö!” demiş inek. “Dur, Kurabiye Adam! Ne de güzel kokuyorsun!” İnek de ağır ağır peşinden yürümeye başlamış. Molly de onlara yetişmek için çitin üstünden tırmanmış.
Ama Kurabiye Adam yine gülmüş. “Bir kızdan, yaşlı bir kadından, yaşlı bir adamdan kaçtım,” diye seslenmiş, “senden de kaçarım, hem de nasıl!
Koş, koş, var gücünle koş! Kurabiye Adam'ı yakalamak boş!”
Karlı bir ağılın önünden geçmiş; orada bir at yelesini savuruyormuş. “İhihii!” diye kişnemiş at. “Dur, Kurabiye Adam!” At da dörtnala peşinden koşmuş. Ama Kurabiye Adam hâlâ ondan da hızlıymış.
“Bir kızdan, yaşlı bir kadından, yaşlı bir adamdan ve bir inekten kaçtım,” diye bağırmış, “senden de kaçarım, hem de nasıl!”
Sonra çitleri onaran birkaç çiftçinin tarlasının yanından geçmiş. Çiftçiler aletlerini bırakıp kovalamacaya katılmışlar. “Dur, Kurabiye Adam!” diye seslenmişler. Ama Kurabiye Adam gülüp şarkısını daha da yüksek sesle söylemiş:
“Koş, koş, var gücünle koş! Kurabiye Adam'ı yakalamak boş!”
Koşmuş da koşmuş, sonunda geniş bir nehrin kıyısına varmış. Orada durmak zorunda kalmış, çünkü zencefilli kurabiye adamlar yüzme bilmez. Islanırsa yumuşar, ufalanır, paramparça olurmuş.
Suyun kenarında gür, kızıl kuyruklu, yüzünde sinsi bir gülümseme olan bir tilki oturuyormuş.
“İyi günler, Kurabiye Adam,” demiş tilki tatlı tatlı. “Pek acelen var gibi. Seni nehrin karşı kıyısına taşımamı ister misin?”
Kurabiye Adam arkasına bakmış. Molly, yaşlı kadın, yaşlı adam, inek, at ve çiftçiler yoldan geliyorlarmış. “Evet, lütfen!” demiş.
“Kuyruğuma atla,” demiş tilki. Kurabiye Adam tilkinin kuyruğuna atlamış ve tilki yüzmeye başlamış.
Biraz sonra tilki demiş ki: “Su derinleşiyor. Sırtıma çıksan iyi olur.” Kurabiye Adam da tilkinin sırtına tırmanmış.
“Daha da derinleşti,” demiş tilki. “Başıma çık.” Kurabiye Adam tilkinin başına tırmanmış.
“Daha da derin!” demiş tilki. “Çabuk, burnuma atla!” Kurabiye Adam da tilkinin burnunun tam ucuna atlamış.
Tilki şimdi dudaklarını yalamaya başlamış. Ama tam o sırada Molly karlı kıyıdan aşağı koşarak gelmiş.
“Tilki!” diye seslenmiş. “Sakın ha! O benim Kurabiye Adam'ım, hem bugün Noel!”
Tilki öyle şaşırmış ki burnunu indirivermiş. Kurabiye Adam fırsatı kaçırmamış. Nehrin ortasındaki büyük, düz bir basamak taşına sıçramış, sonra taştan taşa sekerek Molly'nin beklediği kıyıya kadar gelmiş. Tilki önce Molly'ye, sonra onun arkasından gelen kalabalığa bakmış ve aslında hiç de aç olmadığına karar vermiş. Sazlıkların arasına sıvışmış ve bir daha görünmemiş.
Kurabiye Adam karın içinde durmuş; biraz soluk soluğaymış, şekerleme düğmeleri titriyormuş. “Bana yardım etmeye geldin,” demiş, “hem de senden kaçtıktan sonra.”
“Elbette geldim,” demiş Molly.
Kurabiye Adam başını önüne eğmiş. “Özür dilerim,” demiş. “Çok övündüm, çok da aptallık ettim. Kaçmanın dünyadaki en akıllıca şey olduğunu sanmıştım. Ama az kalsın yem oluyordum.”
“O zaman eve gel,” demiş Molly. “Evimiz sıcacık, hem bugün Noel.”
İkisi karlı patikada yan yana yürüyerek eve dönmüşler. Yaşlı kadın, yaşlı adam, inek, at ve çiftçiler arkalarından el sallamış, uzakta da evin pencereleri ışıl ışıl parlıyormuş.
O Noel arifesinde Kurabiye Adam, Noel ağacının yanında yumuşacık kırmızı bir minderin üstünde, Molly'nin yanında oturmuş ve parıldayan ışıkları seyretmiş. Bir daha hiç kaçmamış. Ne zaman biri ondan eski şarkısını söylemesini istese, şarkıyı yeni bir şekilde söylermiş:
“Yavaş yavaş yürü, hiç acele yok! Kurabiye Adam evinde, sevinci çok!”
Aileniz için roller
Bu kişileri kitaba eklerseniz kendi yüzleriyle bu rolleri oynarlar. Eklediğiniz diğer herkes hikâyeye kendisi olarak, kahramanın yanında katılır.
- Yaşlı Kadın — uygun: Babaanne / Anneanne, Hala/Teyze, Anne, Başka biri
- Yaşlı Adam — uygun: Dede, Amca/Dayı, Baba, Başka biri