TR
← Tüm hikâyeler

Büyük Paskalya Yumurtası Avı çocuğunuzun kahraman olduğu kişiye özel kitap

Bir bahar rüzgârı, bir sepet, büyülü bir gece

Paskalya arifesinde bir bahar rüzgârı, Paskalya tavşanının boyalı yumurtalarını dört bir yana savurur. Kahramanımız, endişeli tavşana ay ışığında bahçede, çayırda, gölette ve çiçekli ormanda yumurtaları aramakta yardım eder. Sonunda Paskalya sabahı her zamankinden güzel olur.

Masalın tamamını oku ↓

Renk paleti: daffodil yellow, spring meadow green and soft lilac

Örnek sayfalar

Bu masalın örnek resimleri. Sizin kitabınız, bu hikâyenin renkleriyle ve çocuğunuz kahraman olacak şekilde resimlenir.

Alacakaranlık bahçede endişeli bir tavşan ve devrilmiş bir sepet
Alacakaranlık bahçede endişeli bir tavşan ve devrilmiş bir sepet
Ay ışığında gölette küçük bir teknede süzülen boyalı yumurta
Ay ışığında gölette küçük bir teknede süzülen boyalı yumurta
Nergisler arasında yumurtalar ve çitin ardında uzun kulaklar
Nergisler arasında yumurtalar ve çitin ardında uzun kulaklar

Örnek kitaplar

Büyük Paskalya Yumurtası Avı: masalın tamamı

Paskalya'dan bir önceki akşammış. Defne odasının açık penceresinin önünde durmuş, bahçeyi seyrediyormuş. Kiraz ağacı çiçek açmış, nergisler tarhta sarı sarı başlarını sallıyormuş, hava bahar kokuyormuş.

Derken bir şey gözüne çarpmış. Aşağıda, bahçede, çitin hemen dibinde bir tavşan oturuyormuş. Uzun kulaklı, kahverengi, kocaman bir tavşan. Kolunda hasırdan örülmüş bir sepet varmış. Sepet, gökkuşağının bütün renklerine boyanmış yumurtalarla doluymuş.

“Bu Paskalya Tavşanı!” diye fısıldamış Defne.

Ama tam o anda bir rüzgâr esmiş. Koca, yaramaz bir bahar rüzgârı. Çiçek yapraklarını kar taneleri gibi havaya savurmuş, sepeti yakalayıp devirmiş. Yumurtalar çimenlerin üstünde dört bir yana yuvarlanmış; bahçe kapısından dışarı, çayıra doğru, ta ormana kadar. Paskalya Tavşanı peşlerinden sıçramış ama rüzgâr ondan hızlıymış.

Hava kararmaya başlayınca Defne sessizce merdivenden inmiş, lastik çizmelerini giymiş ve bahçeye süzülmüş. Evin pencerelerinden patikaya sıcacık, sarı bir ışık vuruyormuş. Patikanın üstünde de Paskalya Tavşanı oturuyormuş, boş sepetini kucağına bastırmış. Bıyıkları titriyormuş, kulakları da iyice düşmüş.

“Şimdi ne yapacağım ben?” diye iç çekmiş tavşan. “Yarın sabah bütün çocuklar Paskalya yumurtası arayacak, benimse hiç yumurtam kalmadı.”

Defne yanına çömelmiş. “Ben sana yardım ederim,” demiş. “Bir şeyleri bulmakta çok iyiyimdir.”

Tavşan başını kaldırmış, gözlerindeki endişe biraz silinmiş. “Gerçekten mi?”

Defne kulübeden feneri getirip yakmış. Fenerin ışığı çimenlere düşünce bir şey görmüşler: kırmızı, mavi, yeşil renkli küçük yumurta kabukları, ekmek kırıntıları gibi ta bahçe kapısına kadar uzanıyormuş. İzi takip edip kapıdan çıkmışlar ve akşam çiyiyle ıslanmış çayıra varmışlar. Defne elinde fenerle önden yürüyor, Paskalya Tavşanı da hemen arkasından sekiyormuş.

İz onları kümesin önünden geçirmiş. Defne küçük kapıyı usulca tıklatmış. İçeride, samanların arasında, tüneğinde kahverengi bir tavuk oturuyormuş. Gözlerini kırpıştırmış.

“İyi akşamlar tavuk hanım,” demiş Defne. “Buradan yuvarlanıp geçen Paskalya yumurtaları gördünüz mü?”

“Gıt gıt gıdak, gördüm tabii,” diye gıdaklamış tavuk. “Bir kısmı çiçek tarhlarına doğru yuvarlandı, kalanı ta ormanın içine kadar gitti. Yumurtalara iyi bakmak lazım, bilirsin.”

Hemen çiçek tarhlarına koşmuşlar. Nergislerin arasında iki yumurta varmış, biri sarı, biri mor. Başını eğmiş, sanki bir şey saklıyormuş gibi duran kırmızı bir lalenin altında da üçüncüsü, beyaz benekli bir yumurta duruyormuş. Defne onları tek tek, dikkatle, tavşanın açık tuttuğu sepete koymuş.

Çitin dibinde, eski yaprak yığınının içinde bir kirpi uyuyormuş. Uykulu bir gözünü açmış.

“Hıh,” demiş kirpi. “Yuvarlak, boyalı bir şey mi arıyorsunuz? Burada, yaprakların içinde bir tane var. Bütün gece ayaklarımı ısıttı.” Burnuyla göstermiş. Ay ışığı mavi bir yumurtanın üstüne vuruyormuş.

Ormanın kıyısında bembeyaz çiçeklerle dolu bir kiraz ağacı varmış. Alçak bir dalında küçük bir kuş yuvası, yuvanın içinde de yeşil çizgili bir yumurta duruyormuş. Defne parmak uçlarında yükselmiş. Anne kuş dalın ucunda oturmuş, sakin sakin ona bakıyormuş.

“Yalnızca boyalı olanı alacağım,” diye söz vermiş Defne. Çizgili yumurtayı çok dikkatli bir şekilde kaldırmış, anne kuşun kendi küçük yumurtalarını da sıcacık ve güvende bırakmış. Anne kuş, teşekkür eder gibi cıvıldamış.

Çiçek açmış ormanın içinde bir sincap bir ağaç kütüğünün üstünde oturuyormuş. Patilerinin arasında kocaman, kırmızı bir yumurta varmış. Onu ısırmaya çalışıyormuş.

“Bu, şimdiye kadar bulduğum en büyük fındık,” demiş sincap. “Ama amma da sertmiş.”

“O bir Paskalya yumurtası,” demiş Defne gülümseyerek.

Sincap önce yumurtaya, sonra Paskalya Tavşanı'na bakmış ve kıkırdamış. “Öyleyse sizindir.” Yumurtayı uzatmış, Defne de iki eliyle almış.

En sonunda ördek göletine varmışlar. Ay suya yansıyormuş. İki ördek yüzerek yanlarına gelmiş. “Vak vak, bakın şuraya!” Göletin ortasında ağaç kabuğundan küçük bir tekne yüzüyormuş, teknenin içinde de ayçiçeği gibi sapsarı son yumurta duruyormuş. Defne uzun bir dal bulmuş ve tekneyi yavaş yavaş, azar azar kıyıya doğru itmiş, sonunda yumurtayı alabilmiş.

Ama bahçeye dönüp yumurtaları saydıklarında, bazılarının yuvarlanırken çatladığını görmüşler. Paskalya Tavşanı'nın yüzü yine asılmış.

“Onu da hallederiz,” demiş Defne. Bahçedeki kulübeye girmişler. İçeride bir kutu beyaz yumurta ve bir sürü küçük boya kavanozu varmış. Defne yumurtalara çizgiler, benekler, yıldızlar çizmiş. Paskalya Tavşanı da bıyığı kadar ince bir fırçayla çiçekler boyamış. Kısa sürede masada kurumaya bırakılmış yepyeni, rengârenk yumurtalar dizilmiş.

Güneş doğmadan hemen önce sepet yeniden dolmuş. Paskalya Tavşanı patikaya sıçramış ve kulaklarından birini sallamış.

“Teşekkürler Defne,” demiş. “Sen olmasaydın bu yıl Paskalya olmazdı.” Sonra herkes uyanmadan yumurtaları saklamak için sekerek uzaklaşmış.

Defne sessizce içeri girmiş, yatağına kıvrılmış ve güneş pencereden içeri vurana kadar uyumuş.

Paskalya sabahı annesi elinde bir fincan çayla verandada duruyormuş, gülümsüyormuş. “Galiba Paskalya Tavşanı uğramış,” demiş. “Yumurtaları bulabilecek misin?”

Defne bulmuş. Nergislerin arasında sarı bir yumurta, çitin dibindeki yapraklarda mavi bir yumurta, kiraz ağacının yanında da çizgili bir yumurta bulmuş. O güne kadar hiç bulmadığı kadar çok yumurta bulmuş. Her yumurtada annesi verandadan “Yaşasın!” diye seslenmiş.

Gelmiş geçmiş en güzel yumurta avıymış bu.

Defne çitin ardına baktığında bir şey görmüş. Yaprakların üstünden iki uzun, kahverengi kulak uzanıyormuş. Kulaklar sanki ona el sallıyormuş gibi sallanıyormuş.

Defne de onlara el sallamış.

Aileniz için roller

Bu kişileri kitaba eklerseniz kendi yüzleriyle bu rolleri oynarlar. Eklediğiniz diğer herkes hikâyeye kendisi olarak, kahramanın yanında katılır.

Bu kitabı oluştur

Blogumuzdan

Dil

🇬🇧 EN · English🇩🇪 DE · Deutsch🇫🇷 FR · Français🇪🇸 ES · Español🇮🇹 IT · Italiano🇳🇱 NL · Nederlands🇸🇪 SV · Svenska🇩🇰 DA · Dansk🇳🇴 NB · Norsk bokmål🇹🇷 TR · Türkçe

Hesap oluşturAna sayfaHikâyelerÖzel günlerYılbaşı kitaplarıNasıl çalışırSSSBlogHakkımızdaGizlilik politikasıBize ulaşın